![]() |
|
|
Açıldık! & Havadisler & Gelişmeler / 28 Ağustos 2008
2-3 günlük aradan sonra yeni sistemimiz wordpress le tekrar açıldık, hayırlı olsun inş. Çeşitli eksiklikler var, biliyorum, gidermeye çalışacağım, zaman geçmesine rağmen devam eden eksiklik görürseniz lütfen bana bildiriniz. Uzun zamandır yazmak istememe rağmen yazamadım, sitenin kapandığı sırada bir kaç gelişme oldu, onları kağıda yazdım şimdi ordan bakarak da bazı şeyleri aktaracağım. Biraz havadis biraz teknik uzun bir yazı olacak, gittiği yere kadar… Ağır ağır da olsa yapmaya çalıştığım data logger çalışması için 628A yı kullanmak istedim, çünkü 628A kolay bulunabilen ve ucuz bir işlemci. Bu çalışmada her şeyden önce verileri kayıt edeceğim “ram” e iyi bir şekilde hakim olmam gerekiyordu, ilk başta kararsız kaldım asm mi, C mi, C olursa CCS C mi yoksa diğerleri mi diye. Normalde CCS C kullanıyorum ama HI-TECH C yi de biraz kurcaladım, ancak işimi kolaylaştıracak “help” ve örnek dosyalara kolayca ulaşamadığım için hi-tech C den vazgeçtim, belki de ben kolayca bulamadım. Sonra Microchip in C18 “compiler” ını indirdim, sanırım bu “compiler” sayesinde linker üzerinde düzenleme yapılarak “ram” i bir bütün gibi kullanabilme şansımız olabiliyor ancak 628A nın yukarıda saydığım 2 özelliğinden 628 den vazgeçmek istemedim. Uygulamanın diğer kısımlarını asm ile yazmak çok uzun süreceği için yine CCS C de karar kıldım. Uzun zamandır bir şey yazamadım, elle tutulur bir çalışma yapmadan yazmak istemiyorum çünkü. Son haftalar hep ufak tefek çalışmalarla geçtiğinden anlatacak çok da bir şey yok. Bir önceki günlük notunda da yazdığım gibi 3310 un LCD ekranını acaba okuyabilir miyim diye düşünürken LCD ekranları masaya yatırmam gerektiğini anladım. Her ne kadar nokia nın ekranı klasik paralel LCD ler gibi olmasa da 2×16 paralel LCD lerden girdim LCD dünyasına. Bu zamana kadar LCD leri hep bir mikro kullanarak ve yükek seviyeli bir dil kullanarak sürdüğümden ne olup bittiğini pek bilmezdim, malum 3 bağlantıyı RS (register select), E (enable), R/W (read write) ve 4-8 bitlik data bağlantısını yapar ekranı çalıştırırdım. Sevincimi burdan dile getireyim dedim:) Son bir kaç aydır telsiz maceramız bitmedi bitemiyor, anahtarlamalı(switching) AM modülatörü, güç yükselticisi, filtre derken işler uzuyor… Amaç direkt bir telsiz yapımı olsa iyi kötü kısa zamanda bir telsiz yapılabilir, ne de olsa internette istemediğimiz kadar am, fm devre şemaları ve muhtelif devre şemaları mevcut. Asıl amaç modülasyonu bizzat gerçeklemek, olup bitenlere vakıf olmak. Çalışmadan kısaca bahsedeyim : Şimdilik üzerine yoğunlaştığımız kısım verici kısım. En kolay ve ucuz modülasyon türü olan DSBLC-AM i seçtik. Açılımı: double side band large carrier am. Yani çift yan bantlı(spektrumda mesaj işaretinin 2 katı band genişliği kaplıyor) dc bileşenli AM. Ucuz ve kolay ama verimi epeyce düşük, öyle ki %25 ler altında. Bu demek oluyor ki sizin mesaj işaretinizin gücü kendi başına 10W ise en az 40W güç basacaksınız demektir. Geri kalan 30W lık güç ne oluyor? 30W lık güç taşıyıcı işaretin kullandığı güçtür. Bu gün AM radyolarda kullanılan modülasyon türü de budur, budur çünkü insanlara pahallı radyo satılmaz, ama yayıncı düşük verimli yayına razı olur Derleyebildiğim kadar dosyaları derledim, ilk uygulamamızın bilgisayar görüntülerini tekrar yapıp videoya aldık, youtube üzerinden görebilirsiniz, bağlantısı dosyanın içinde var. İlk 2 uygulamamızın ve bazı başka uygulamaların proteus ve .c dosyları da ekte bulunmaktadır. Katılımcı arkadaşlara teşekkür ederiz, umarım herkes için faydalı bir seminer olmuştur, görüşmek üzere Evet arkadaşlar, başlıkta gördüğünüz konuyla alakalı bir eğitim semineri vermeye çalışacağız. Seminerimiz uygulamalı olup yeni başlayacak arkadaşlara veya yeni başlamış arkadaşlara yardımcı olabilme amacındadır. Tarih: Bu cumartesi(23 Şubat) saat:10.30 yer: Yeditepe Üni. . Üniversite içindeki arkadaşlar ilanlarımızı görmüşlerdir, üniversite dışından gelmek isteyen arkadaşlar benimle irtibata geçebilirler, bu durumda ulaşım bilgilerini detaylı görüşürüz. Seminerimiz ücretsiz tabii ki. Bugün lavaboda çok küçük, görülmesi için epeyce dikkat edilmesi gereken bir böcek gördüm. Önde 2 anteni olduğu güç bela anlaşılıyor, ayakları ise görünürde yok, rengi gri tonlarında. Saniyede aldığı yol kendi boyunun yaklaşık 6-7 katı. Fıldır fıldır geziyor… Kendisini bir süre hayranlıkla izledim, minicik ama nasıl geziyor! Ayağımı hafifçe yere vurup tepkisini görmek istedim. Ne yaptı dersiniz? Zig-zag çizerek hızla kaçıp gövdesi tonlarında bir renk buldu ve üzerinde öylece kaldı…cansız, bir toz gibi. Bir süre bekledim, ortalık yatışınca(!) harekete geçti yine ayağımı yere hafifçe vurdum ve yine aynı mükemmel hareket ve son kez… Aynı. Bozulmadan çalışan bir sistem. Minicik bir yapıda harika bir algı-değerlendirme ve hareket mekanizması, hayran olmamak elde değil, rengi algılayan sensörünü anladık bu arkadaş sırtının rengini nerden biliyor? Öyle ya! Başka bir renk böcek de olabilirdi. Bu böceklerdeki sistemlere hayranım, nerede bir böcek görsem kendisini rahatsız etmeden hareketini izlerim, minicik bir yapıda mükemmel sistemler…(tabiat mükemmel yaratılmış canlılarla dolu diyeceksiniz , evet katılıyorum) Parmak şıklatıyorum, arkadaş antenlere yeni açılar veriyor Bir de bunları hiç düşünmeyip böceklerden köşe bucak kaçanlar var, onlara da insan acıyor. Hele acımazsızca öldürenler! İçim gidiyor, özellikle insana bir zararı dokunmayanları öldüren insanlara bakışım değişiyor. Arı mesela! Arı öldürülür mü kardeşim? Yoğun hayvan, bir ümit bal var mı diye sana da bakmaya gelmiş onu da kendisi için yapmıyor zaten, varsa balın ver yoksa arının işini zorlaştırma! Korkma ısırmaz! Kendilerine zarar bahis mevzu olmadıkça hayvanlar da zarar vermez görüşüne katılanlardanım, ha ısırdıysa vardır bir bildiği(veya bildirildiği)! Diğerlerini pek incelemedim ama elektromanyetik dalgalar konusunda bu zamana kadar gördüğüm en detaylı ve güzel java apletler http://www.amanogawa.com adresinde. Bakmanızı şiddetle öneriyorum, özellikle bu dersi alan arkadaşlara… İyi çalışmalalar dilerim. Sinüzoidal kaynaklı devrelerimizin analizinde fazör kavramını oldukça sık kullanıyoruz, devremizi fazör domainine alıyoruz(!) birtakım karmaşık sayılarla(!) işlemler yapıyoruz sonra zaman domainine geri dönüyoruz(!). Acaba gerçekte neler yapıyoruz? Aslında burda yapılan işler çok kolay ve anlaşılır ancak bu kadar kolay ve anlaşılır anlatılmadığı-yazılmadığı için(en azından bana göre) bu önemli kavram akıllara yerleştirilmiş bir yöntem olarak kalıyor. Fazör kavramını özellikle kapasite ve self gibi farklı frekanslarda farklı davranan elemanlar içeren devrelerin analizinde kullanıyoruz. Peki nedir bu fazör kavramı? |
|
| |